Koşumculuk

From Meslekler

Jump to: navigation, search

Koşumculuk Koşumculuk Koşum, bir koşum hayvaninin araba, kagni gibi araçlara ya da saban, pulluk gibi aletlere kosulmasini saglayan kayis takimidir. Koşumcu, cesitli koşum parçalarini yapan kimsedir.

Ilk koşum takimlarina M.O. 4 yy’da Mezopotamya’da rastlanmaktadir. Günlük hayatinda ve meydana getirdigi uygarliklarda atin büyük yeri olan Türkler koşum takimlarini Orta Asya’dan beri kullanmaktaydilar. Bugün koşumculuk, koşum hayvanlarinin önemini kaybetmesiyle birlikte kaybolmaya yüz tutan bir meslek haline gelmistir.

AFYON’DA KOŞUMCULUK: Afyon’un kökü çok eskilere dayanan el sanatlarından biridir. Atların arabaya koşulması için gerekli olan amut, paldım, dizgin, şeker, ok kayışı, sırım gibi deri ürünlerinin yapımı ile uğraşan bir el sanatı dalıdır. Afyon’daki koşumcular, kasaplardan aldıkları manda(camız) derilerini şapladıktan sonra, kayış haline getirmekte ve daha sonra koşum eşyalarını yapmaktadır. Koşumların üzerine dökümden yapılmış saçak ve püsküller süs için konulmaktadır. Koşumculuğa olan ilgi bugün yok denecek kadar azdır.

AKSARAY İLİMİZDE KOŞUMCULUK İlimizde şu an iki temsilcisi kalmış bulunan (Ali TOKYAY ve Ömer ŞEN) el sanatlarından birisi de otomobil çağı öncesinin en popüler el sanatı olan koşumculuktur.

Taşımacılık için tamamen at arabalarının kulla­nıldığı zamanlarda hayvanları arabaya bağlamak (koşmak) için koşum takımları yapılıyordu. Ko­şumlar sadece bir ihtiyacı karşılayan eşya olmak­tan öte zarif birer el sanatı ürünüydüler. Koşum takımı şu parçalardan oluşuyordu: Atla­rın başına takılan “başlık”, boynuna takılan ve esas yükü kavrayan “hamut”, sırtı birkaç yerden saran “paldum”, atın sırtının tam ortasını bir mik­tar örten “belleme”, ağza takılan ve bir ucu da sü­rücünün elinde olan “gem-dizgin-terbiye”, ayrıca hamuttan arabaya uzanan, arabayı çeken “yan kayışı”. Koşum takımında ağırlıklı olarak manda (ca­mız) derisi, dikiş için yine deriden yapılan parça­lar kullanılır, takımın kimi yerlerine metal parça­lar yerleştirilir. Koşum takımını süslemek için de gök(mavi) ve kırmızı boncuklar kullanılıyor. Bon­cuklar büyüklüğüne göre at boncuğu,dana bon­cuğu, kuzu boneuğu şeklinde isimlendiriliyor. Boncuk aralarına “gongurdak” denen küçük ziller de yerleştirilebiliyor. Ali Ustanın dükkanında koşum takımları yanı sıra atları ve diğer büyükbaş hayvanları bağlamak için “yular” lar da yapılıyor. Köpekler için kayış veya hıltar da bulunuyor. Ali Usta, dükkanın takımlarla dolu olduğunu ve bunların daha çok köylüler tarafından satın alındığını, bu mesleğin gitgide kaybolacağını söy­lüyor. Geleneksel el sanatlarımızdan belki de en yay­gını kadınlarımızın el sanatlarıdır. Dikiş-nakış, ka­naviçe, iğne oyası yapma, çorap ve patik örme fa­aliyetleri, hemen her kadınımızın yaptığı işlerden­dir. Kadınlarımız evlerde, sohbetlerde, komşu gezmelerinde bu el işlerini hiç yanlarından ayır­mazlar. Maharetli elleriyle çabuk çabuk işlerini yaparlarken bir yandan da oradaki sohbete katılır­lardı. Bu el sanatlarıyla ilgili zaman zaman Halk Eği­tim Müdürlüğü açtığı kurslarla kadınlarımızı bi­linçlendirmektedir. Sözün burasında ilimize bağlı Gülağaç Kayma­kamlığı Halk Eğitim Müdürlüğünün bir deneme halinde Demirci Kasabası’nda açtığı “sepet Örme” kursundan bahsetmek gerekir. Kamıştan sepet ör­me işi, yöremizde belki de yaygınlaşarak hem el sanatı hem de gelir getiren bir iş kolu olacak gibi görünmektedir.